1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Yazılar
  3. Yaşamak Dediğin Üç Beş Kısa Mutlu Andan İbaret

Yaşamak Dediğin Üç Beş Kısa Mutlu Andan İbaret

Hiç içinde bulunduğunuz mutlu günleri yaşarken, yani tam o anı yaşarken, bir gün bu anın biteceğini ve bir daha asla yaşanmayacağını düşünüp hüzünlendiğiniz oluyor mu? Bana oluyor..

6-7 gün önceydi, tam kapanmayı memlekette geçirmeye karar verdiğimiz abim ve eşiyle birlikte, istanbuldan adanaya 10 saat araba yolculuğu yapıp, anne babamıza sürpriz yaptık. Annem havalara uçtu, babamın ise üzerinde aşırı sevincinden kaynaklı tatlı bir şımarıklık vardı.

Arabadaki valizler ve eşyalar eve taşındı, sarıldık bol bol, hoş muhabbetler ve anne babamın üzerindeki sürprizden kaynaklı şok hali uzun süre devam etti. Derken, doğduğum büyüdüğüm bu eve, merdivenlere, sokağa gelmek.. Ne bileyim farklı bir şey hissettiriyordu. Sanki güvenli alanıma gelmişim gibi. Diğer her yer sahte burası gerçekmiş gibi.

Çocukluğunuz nasıl geçti bilmiyorum ama benimki iki katlı müstakil, bahçeli bu evde dolu dolu geçti. Sokaktan gelmezdik, sokak da büyüdük desem yeridir. Her gün sokakta maç yapar, diz kapaklarımızın üstü yara halde eve gelir, terli terli akşam yemeğine otururduk abimle. Abim dediğim de benden 2 yaş büyük olduğundan arkadaş gibiydik. Yemekten sonra tekrar sokağa gider, ümitle aliyle buluşur, oyunlarımıza devam ederdik. Plan boz, 9 aylık, 15 aylık veya kola çekirdek muhabbeti.

Bazen ümitin kardeşi küçük memoş zili çalar, anneme peltek diliyle “peveze abim evde mi” diye sorar ve beni çağrırıdı. TV karşısında boş boş şahane pazar tekrarı veya BBG tekrarı izleyen ben hemen aşağı iner, memoşlara giderdim. Atari oynardık, annesi sema teyze beni çok severdi, yüzü sürekli gülerek saçımı okşar ben seni çok seviyorum çok güler yüzlü iyi kalpli birisisin sen derdi ve yaptığı kekten getirirdi biz oynarken. Sema teyzeyi 10 yıl önce meme kanserinden kaybettik.

Evin her köşesi de değil, karosunda bir anımız vardır; abimle babamın cebinden para aşırdığımız yatak odasının kapı arkası, iki katlı ranzamızda muhabbet ede ede altlı üstlü uyuduğumuz çocuk odası köşe tarafı, fare kovaladığımız çamaşırlık altı, tarkan açıp oynadığım salon, annemin gözüne gireyim diye suladığım bahçemiz, sevdiğimiz biri geldiğinde kebap yapıp bol gülümseme ile ağırladığımız damımız, babamın sonradan yaptığı damdaki oda, ki öss ye o odada hazırlanmıştım, abimle kaydırak niyetine kullandığımız güneş enerjimiz, yazın güneş vurmuyor diye soğuk oluyor diye kahvaltı yaptığımız arka dar balkonumuz, abimin sünnetinin olduğu oturma odası, ablamın aşkıyla msn de görüştüğü bilgisayar ünitesi, almanyadan gelen halamın getirdiği likörlü çikolataları gizlice yediğim sürekli güneş vuran ve güneşli kısma ayağımı bastığımda acayip haz aldığım mutfak balkonumuz.. saysan bitmez.. her köşesine baktığımda bir anımı rahatlıkla görebiliyorum. Bir yerde ölmek istesem burada ölmek isterdim.

Derken bir gün yine damda mangal yapmak için evden dama tepsi, içecek vs taşıyoruz. Aniden bir düşünce sardı beni.. şu an, tam şu an çok çok mutlu bir andı. Annem babam sevinçten havalara uçuyor, bizler de büyüdüğümüz evin tadını çıkartıyorduk.. Ve dedim ki.. bir gün gelecek bu günü arayacağım.. evet tam şu anı.. anacağım diyeceğim ki tam kapanma olmuştu annemlere sürpriz yapmıştık. Vah anacığım diyeceğim.. belki de vah babacığım. Evin merdivenlerini çıktığımda hüngür hüngür ağlayacağım belki de.. sahi ne yapacağım o günler geldiğinde. . nasıl kaldırabileceğim.. çok yalnız hissetmez mi insan.. bunun olmasını engellemek için elden bir şey gelmemesi kadar çaresizlik içeren başka ne olabilir.

Anı yaşa mottosu ile yaşayan birisiyim ama sanırım bazen fazla yaşıyorum işte. İçerisinde bulunduğumuz zamanı durdurabilsek keşke.. Bazen diyorum ölüm varsa biz niye varız. Sevdiklerinin ölmesi ve bir daha gelmeyeceklerini bilmek, ruhumuz için dehşet bir acı değil mi? Ruh böyle mi deneyim kazanıyor acaba.. neyse..

Şimdilik yapabileceklerim ise onları hiçbir şekilde üzmemek, yıpratmamak, sevdiğini daha çok göstermek veya söylemek, bol bol sarılmak, bilgisayar başından kalkıp biraz daha onlarla vakit geçirmek. Çünkü o yıllar geldiğinde en büyük pişmanlığım bu olabilir.

 

Harbiden, Yaşamak Dediğin Üç Beş Kısa Mutlu Andan İbaret.

 

Yazar Hakkında

yazmakistiyorum'un kurucusu ama o bu platformdan için herkese ait diyor. 29 yaşında sürekli gülen samimi bir kişilik. Düşünün, dayamayıp buralara bu kadar yazan birisi normal hayatta ne gevezedir... En kötü huyu devrik cümleleri. Çoğu cümlesi evet, devriktir. Bu yüzden şimdiden kusura bakmayın der ve ne zaman yazası gelse karalar bir şeyler. Eski bloglara ve blog kültürüne sıkça özlem duyar.

Sence?