1. Ana Sayfa
  2. İlişkiler-Sevmek-Sevilmek
  3. Sevme Sevilme İhtiyacı Uğruna Yaptıklarımız

Sevme Sevilme İhtiyacı Uğruna Yaptıklarımız

İnsan, bir varlık olduğu andan itibaren sevme ve sevilme ihtiyacı içerisinde olan bir canlı. İlk sevgimiz, annemizle başlar. Sonra bir ömür, o saf sevgiyi diğer insanlarda arar dururuz. Duygusal bağımlılık!

(Yukarıdaki video açıklaması) Yazıya eşlik edebilirliği yüksek şarkı. Kısık seste.

Çoğu zaman bulduğumuzu zanneder ama bulamayız. Sahte sevgilerle karşılaşırız. Hatta biz bile bazen sahte severiz, sonradan fark ederiz bunu.

Ah azizim! sevme sevilme uğruna neler yapmıyoruz ki. Ne saçmalıklar. Onuru-gururu ayaklar altına alan türden yaklaşımlarımız olmuyor mu?..

Geçenlerde izlediğim office dizisinin 3. sezonunun sanırım 2.bölümünün kapanışından bir alıntıyı buraya yazmak istiyorum:

“Bazılarına “ben popülerim” demek için bir düzine arkadaş gerekir. Bana gerekmez, çok seçiciyimdir, iki tane yeter. Özel bir kişiyle tanıştığınızda anlarsınız, çünkü gerçek bir ilişki zorlamaya gelmez. Çaba harcamadan oluşması gerekir.”

Bundan bir hafta önceydi. Yakın bir arkadaşımın ısrarıyla uzuun süre sonra hayatta hiç yapmadığım şeyi yapayım dedim ve birisini ekledim instagramdan, merhaba yazdım. Amiyane tabiriyle uzaktan nasıl “yürünür” hiçbir bilgim ve tecrübem yok. Şimdiye kadar olan tüm ilişkilerimde bir yerlerde yüz yüze tanıştım. Ama bu sefer pandemi kuralları gereği bu yola mecbur girmem gerekiyordu. Çünkü yukarıda bahsettiğim sevme ve sevilme ihtiyacı epey artmıştı. Ailem ve dostlarım tarafından sıklıkla karşılanan bu arzunun bir karşı cins tarafından karşılanmayalı 2 yıl olacaktı.

Sevme Sevilme İhtiyacı

Başlangıçta arkadaşıma o demiş, beni eklesin konuşalım diye. Bende öyle olunca epey umutlandım sevgili blog. Çünkü sonuçta ön elemeyi geçmiştim. Yani en azından tipimi ve fotoğrafımdan aldığı enerjiyi beğendiğini biliyordum. Ben de onu beğenmiştim. Gözlerinden iyi bir enerji almıştım, fotoğraflardan tabi. Ayrıca beğendiğim tipti ve meslektaş idik. İkimizde 30 yaşında olgun insanlardık. Dedim tamam muhabbetimiz uyuşursa bu iş olacak gibi.

Bir de ilk defa böyle bir yürüme yapıyorum ya, safım tabi. Bu şekilde başlanan bir şeye bu kadar umut bağlanılmaması gerektiğini bilmiyorum. Neyse.

Yazışma konusunda çevremdeki samimi kişilerden biraz destek aldım. Çünkü “merhaba”dan sonra ne yazacağımı bile bilmiyordum. Merhaba sonrası 4-6 saat yazıştık sayın blog. 4-6 koca saat. Ben normalde böyle vakit ayırmam ki. Yani zaten ilk 20-30 dk da enerji alamadıysam uzatmam. Karşı taraf da bence öyle olur. Ama biz gayet bol gülücükler içeren yazışmalar yaptık. Ertesi gün yine yazıştık ama ben biraz kendimi geri çekme kararı aldım, çok sırnaşmıştım çünkü. Bu arada, ekşi olsun, bazı bloglar olsun, bir sürü yazı okudum; nasıl yürünür, neye dikkat edilmeli, ilk aşamada ne yapmalı, ne yapmamalı falan. Özetle hiçbir olumsuz bir yazışmamız olmadı.

Ertesi gün, akşama kadar o yazmayınca ben konu açıcı bir şeyler yazdım. 6 saat sonra gördü ve cevap yazmadı. Bu arada ben iyice onun fotoları geziyor, yazışmamızı baştan sona okuyorum falan. Fotolarını oldukça beğeniyorum. Aradığım tip ve kriterlerin yüzde 90ı cepte. Bu yaşta kolay rastlanmayacak bir şey bu. 2 yıldır rastlamıyordum da.

Sonra bu ortak arkadaşa yazdım. Dedim gördü yazmadı sen bir sor soruştur. O dedi bana da yazmadı. Hmm, dedim herhalde bu vazgeçti ama niye vazgeçsin ki? Olumsuz hiçbir şey yok. Başta enerji almasa ekletmez o kadar saat yazışmazdı. Neyse bekleyeyim dedim.

2 gün geçti cevap yok. Sonra bayramda bayramını kutladım ve neden yazmadığını rahatsızlık verip vermediğimi sordum. O da 1 saat sonra cevap yazdı. “ben uyuştuğumuzu düşünmüyorum, bu sebeple yazışmamız uygun olmaz, iyi akşamlar.” Pff noluyor dedim kendi kendime. Sonra ben de cevap yazdım ” bir günde uyuşmadığımızı düşünüyorsanız zaten anlatacak bir şey yok, iyi akşamlar” diye. Ama bu durum moralimi bozdu. Yahu hiçbir olumsuz şey yokken, 1 gün boyunca gülücükler atarak yazıştığın kişinin nesiyle uyuşmadığını düşündün hemen insafsızın kızı. Bu kadar beğeni ve kriter bir aradaydı. Yazışmalarımızda ben da onun kriterlerine uyuyor gibiydim ki uymasam saatlerce niye yazsın.

Arkadaşıma sordum, o da ” bir günde böyle bir şeye karar verilir mi ya ilginç” dedi. Ben de allah sahibine bağışlasın dedim kapattık konuşmayı. 

Ama gerçekten ayıp değil mi ya.. hadi tamam diyelim uyuşmadığını düşünüyorsun, yazdığım mesajı görüp dönmemek de ne.. bu insaniyetsizlik değil mi? İnsan olan onu orada öyle bırakmaz ya, takipten de çıkmıyor bi de. Ne gerek vardı böyle bir insanla yazışmama şimdi?_

Sonra kendime kızdım işte. Çünkü, sırf bu, artık seveyim sevileyim ihtiyacının pandemiyle yoğunlaşmasından dolayı hayatımda hiç yapmadığım ve saçma bulduğum bu “uzaktan birisine yürüme” işini yapmıştım. Yok abi, benlik değil bu instagramdan ekle yazış falan. Böyle umutlanıyorsun ve karşındaki ilginç bir karakter çıkıyor işte. Sadece fotoğrafla olacak işler mi bunlar. Yukarıda ofis dizisinde de denildiği gibi; özel bir kişiyle tanıştığında anlarsın ve gerçek bir ilişki zorlamaya gelmez, kendiliğinden olur. Bu yüzden çok kasmaya ve bu gibi şeylere gerek yok. Pandemi bitene kadar da kalalım böyle, yapacak bir şey yok. 

Yazar Hakkında

yazmakistiyorum'un kurucusu ama o bu platformdan için herkese ait diyor. 29 yaşında sürekli gülen samimi bir kişilik. Düşünün, dayamayıp buralara bu kadar yazan birisi normal hayatta ne gevezedir... En kötü huyu devrik cümleleri. Çoğu cümlesi evet, devriktir. Bu yüzden şimdiden kusura bakmayın der ve ne zaman yazası gelse karalar bir şeyler. Eski bloglara ve blog kültürüne sıkça özlem duyar.

Sence?